Vergiyi anlamak
Vergiyi anlamak hayli zor gibi. Uygulamacıların bile neyin nerede olduğunu, yasa koyucunun ne demek istediğini kolayca anlayamadığı metinlere bakıp da bu konularda bir fikir sahibi olmak kolay değil.

Oysa sizin bir vergi ödeyen ya da vergi konusu tartışıldığında düşüncesini söylemek isteyen biri olarak anlamak istediğiniz kısaca "Vergi artınca ne oluyor, azalınca ne oluyor" ya da "bu vergilerle devletin yükü kimin sırtından alınıp kimin sırtına bindiriliyor" gibi yalın bir soru değil mi?

Vergiyi Anlamak işte bunu akıcı ve günlük dilde anlatmak amacıyla hazırlanmış bir kitap.

   

  Vergiyi anlamak, kahramanlıktır!
SİZ herhangi bir esnaf olarak günü kurtarmaya çalışıyorsanız, ama ekonomide kayıt dışılık diz boyu ise kendi başınıza ne kadar kahramanlık yapabilirsiniz?

RTE 'nin açıklamalarına göre çalışanların yarısı kayıt dışıysa,vergide yarı yarıya kaçak varsa, Türkiye'ye son iki buçuk yılda 18.7 milyar dolarlık kaçak akaryakıt girmişse, halkımızın hazır giyimden kap kacağa, sebze ve gıdadan plastiğe kadar ortalama tüketim ihtiyacı sadece İstanbul'daki 60 bin pazar tezgâhından kayıtsız kuyutsuz karşılanıyorsa, 20 ilde sınır ticareti adıyla neredeyse sınırsız ticaret yaşanıyorsa, ama tüm bunların olmamasını istiyorsanız ne yapabilirsiniz?

Bu değişik sorunun değişik cevabını Bülent Soylan "Vergiyi Anlamak" adlı kitabında veriyor.

Eğer vergi konusundaki tartışmalarda neyin ne olduğunu öyle kanun, tebliğ falan okumadan anlayabilmek istiyorsanız "Vergiyi Anlamak" tam size göre:

"Vergiyi anlamak; kazandığınız parayı devletle nasıl bölüştüğünüzü ve devletin topladığı vergiyi nasıl bölüştürdüğünü anlamaktır!"

Deniz SOM
10-02-2008
Cumhuriyet


Vergide kim kimi affetmeli
VERGİ konusunda farklı görüşleriyle bilinen yeminli mali müşavir Bülent Soylan’ın yeni kitabı ’Vergiyi Anlamak’ piyasaya çıktı. Hesap uzmanı deneyimi ve akıcı diliyle kaleme aldığı kitabında Soylan, "Vergiyi anlamak, aslında kazandığımızı devletle nasıl bölüştüğümüzü ve devletin topladığı vergileri nasıl bölüştürdüğünü anlamaktır" diyor.

Ardından da son günlerde çok tartışılan af konusu dahil, vergi düzenimizdeki çarpıklıkları, bu çarpıklıkların ekonomik ve sosyal etkilerini herkesin kolayca anlayabileceği günlük bir dille anlatıyor.

’Vergiyi Anlamak’ta vergi afları için ’acaba kim kimi affetmeli’ gibi oldukça ilginç bir yaklaşım var. Soylan’a göre vergi yargısında görülen sıkışıklık her beş-altı yılda bir sistemi tıkıyor ve adı ’af’ olmasa da, adalet bekleyen vergi ihtilaflarının bir biçimde tasfiyesini gerekli kılıyor. İyi de, devlet idaresinin olmazsa olmazı ’adalet’ yerine gelebiliyor mu? Kitaba göre hayır! Haklı olduğuna inandığı için yargıyı bekleyen ama yıllarca şaibe altında yaşamak istemeyenler sırf bu sıkıntılarından kurtulmak için hem bir miktar ödemeye razı olup hem de adalet talebinden vazgeçmek zorunda kalıyorlar.

Tabii bütün bunların yanı sıra, ’yüzsüzler yine paçayı kurtarıyor’ sözlerini de göğüslemek zorunda kalaraktan... ’Vergiyi Anlamak’ işte bu türden bir kitap... Asla teknik bir çalışma değil, daha çok ekonominin sorunlarını takip eden kesime vergi-ekonomi ilişkisi alanında bir bakış açısı getiriyor.

Burada bir saptama yapmak gerekirse... Dünyada vergi toplarken, insan haklarına, kişi mahremiyetine ne kadar dikkat ediliyorsa bizim de o kadar özenli olup saygı göstermemiz gerekmiyor mu? Çünkü Türkiye’nin, BM ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne imza attığı da unutulmamalıdır.

Alfa tarafından dağıtıma verilmiş; D&R’larda bulmak mümkün.

14 Şubat 2008 - YALÇIN  BAYER-Hürriyet


 

 

Kayıtdışı 260 milyar $
YEMİNLİ mali müşavir Bülent Soylan, ''Vergiyi Anlamak''tan sonra şimdi de 260 milyar dolara ulaştığını söylediği ’Kayıtdışı’ olaylarını kitaplaştırdı. Alfa Dağıtım ve D&R’larda dağıtıma giren yeni kitabında Soylan’ın yine ilginç tespitleri var.

Örneğin kayıtdışılığın bizi nereye götüreceğini şöyle anlatıyor: Vergi yüklerinin bu biçimde dağılımı yıllardır olduğu gibi hálá üretimi sıkıntıya sokmaya devam ederse, acaba bir gün ekonomi batar mı?

Üretici, istihdam üzerindeki yük dolayısıyla giderek taşınmaz duruma gelen üretimini bir ölçüde kayıt dışına çıkarmakla çözüm bulmaya çalışır.
Onun bu çözümü, doğal olarak ekonomideki kayıt dışılığı artıracak, onun ve ülke ekonomisinin kurumlaşmasını engelleyecektir. Çarpıklığı gidermek yerine bu çarpıklığın neden olduğu sonuçları bir biçimde ortadan kaldırmak için sık sık af kanunları çıkarılacak, ama vergi sistemindeki sıkıntının faturası yine vergi ödeyenlere kesilecektir.
Çünkü çıkarılan afla o gün için bir kere daha beyaz sayfalar açılabilir ama kayıt dışına çıkmayı doğuran etkenler ortadan kaldırılmadıkça, kayıt dışılığın matematiğine dokunulup denklem bozulmadıkça önünüzdeki birkaç yıl sonrasının tablosu bazı ufak farklarla, daha o günden şekillenecektir.
Nedir o ufak farklı tablo?
Kayıt dışılığı üreten bu yapı, bir gün birdenbire ekonominin çarklarını durdurmaz. O anlamda bir şey olur mu diye sorulacak olursa, olmaz. Ekonomi batmaz.
Batan sadece ülkenin iyi kötü üretici, sanayici güçleridir.
Yani kişilerdir.
Kendini küresellik adına alabildiğine dış pazarlara açmış bir ekonomide, üretim gücü önce dış rekabet karşısında zayıflar, sonra da uluslararası çalışan sermayenin yani yabancıların eline geçer.
Bu geçişte önceleri şirketlerinizi yabancılarla evlendirmekten ne kadar mutlu olduğunuzu söyleyip etrafa iyimserlikler yaymaya çalışırsınız ama işin içindekiler bilirler ki bu yabancılarla evliliklerde nedense siz hep kız tarafısınızdır, damatlar hep onlardandır.
Mart 07, 2008 - YALÇIN BAYER - Hürriyet


Niye bu kayıtdışılık?
Türkiye'nin sorunlarını körükleyen bir başka sorun ise kayıtdışı ekonomi. Türkiye'de kayıtdışı rakamı, en yetkili ağız Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a göre yüzde 50'ye yakın. Yani 520 milyar doları aşması beklenen ulusal gelirin neredeyse yarısı kadar bir tutar da kayıtsız olarak dolaşıyor. Bülent Soylan yeminli mali müşavir. Kayıtdışı konusunda yazdığı bir kitapla şimdi bu sorunu anlaşılabilir bir dille kamuoyunun gündemine getiriyor. Soylan kitabında "Kayıtdışılık hakkında pek çok şey söyleniyor. Kayıtdışının bu kadar büyük olduğu bir ekonomide bunları kimler alıyor, kimler satıyor ve kimler kazanıyor" sorusuna yanıt arıyor ve şunları söylüyor: "AB, 'Bu kadar kayıtdışılıkla sizi aramıza alamayız' diyor. Çağdaş dünya bu kadar kayıtdışılığı kabul edemiyor. Ekonomi de bu kadar kayıtdışı ile sağlıklı olamıyor. İnsanlar aldıklarını, sattıklarını neden gizliyor. Haydi sahtekârını, rüşvetçisini, kaçakçısını anladık. Onlar zaten belgeli olmaz. Peki onların dışındakiler neden kayıt dışında? Galiba kabul edilmesi gereken gerçek, onların kayıtdışında oldukları değil, kayıtların biraz onların dışında olmasıdır." Alfa Yayınları'ndan çıkan Kayıtdışı kitabı bu teknik soruna akıcı bir dille yaklaşıyor.

Mart 13.2008 Jale Özgentürk-Referans Gazetesi

Kayıtdışı
Resmi açıklamalara göre bile ekonomimizin yarısı kayıt dışı dönüyor. Bu müthiş bir oran. Kaba bir hesap yaparsak 2008 yılında 520 milyar  dolar olan gayrı safi milli hasılanın yarısı yani 260 milyar dolarlık işlemin yapıldığı anlamına geliyor.

İyi de, kayıt dışı işlemleri bu kadar büyük bir ekonomide bunları kimler alıyor, kimler satıyor ve kimler kazanıyor?

"Vurun kaçakçıya" diyerek kayıt dışı ile mücadele edilebilir mi? Bu konuda ne yapıyoruz, ne yapmıyoruz?
Kitapta bunlar anlatılıyor.

 


Bir Vergi Kaçakçısının Günlüğü

“Vergiyi Anlamak” ve “Kayıtdışı” ile birlikte yazılması planlanmış bir üçlünün sonuncusu. Her üç kitapta da anlatmak istenilen, ekonomimizin çarpık düzeni ve onun kayıt dışı işleyişi. Ne yazık ki bu konularda çok şey gösterildiği gibi değil.
Sözüm ona “az kazanandan az, çok kazanandan çok” gibi sloganlar, “az kazanandan az, çok kazanandan çok az” biçimine dönüşmüş durumda.

Böyle işleyen vergi düzeninin ülkedeki gelir dağılımını giderek daha fazla bozması, üretim ve istihdamın önünü tıkaması, sade yurttaşı canından bezdirmesi ve bu yanlışları ile aslında kendi kendini açmaza sokması şaşılacak bir sonuç sayılmamalı.

Romanın başkahramanı, işte bu düzen içinde hayatını kazanmaya çalışan bir küçük esnaf. Olaylar ona bir ara işini büyütme, yanında çok sayıda insan çalıştırma ve üretimini yurt dışına satma şansı verse de içinde bulunduğu koşullar kısa zamanda karşısına dikiliyor. O, bunlarla boğuşurken bir yönden bakıldığında da bir vergi kaçakçısı.

Günlüğünü okurken ya kendinizi ya da ticaretle, üretimle, dışsatımla uğraşan bir yakınınızı onun yerine koyun ve kendisi hakkındaki hükmünüzü öyle verin.
O bir kaçakçıysa, O bir yüzsüzse hiç acımayın.
Yok, bunu diyemeyiz diyorsanız, o zaman onu bu duruma düşüren koşulları bir tartışın etrafınızla.
Siz bunun tartıştığınızda kitabın yazarı da amacına ulaşmış olacak.


(Arka kapak yazısı)

 
   

Türkiye'nin vergi düzenini anlamak ve kayıt dışı ekonomiyi yorumlayabilmek için bu iki rehber kitabı; ardından Türkiye'deki kayıt dışılığın romanı "Bir Vergi Kaçakçısının Günlüğü"nü mutlaka okuyun.
 

Kitapları yazarı Bülent Soylan'dan imzalı olarak teminetmek için 0212-231 84 23 telefonu arayın veya 
bulentsoylan@hotmail.com adresine mesaj gönderiniz.
Üç kitabın bir arada fiyatı 18,-YTL'dir. Kargo ücreti tarafımıza aittir.