Bir dirhem et bin ayıp örter derler ama


Eskiler “bir dirhem et bin ayıp örter” derlerdi.
Bilmeyenler için söyleyelim;
Dirhem, okka denen Osmanlı ağırlık ölçüsünün dört yüzde biri.
Okka 1282 gram olduğuna göre bir dirhem de 3,2 gram gibi bir ağırlık.
Zaten eskiler de dirhemi aman aman bir ağırlık saymaktan ziyade “kuş kadar bir şey” anlamında söylüyorlar.
O zaman, yukarıdaki sözü şimdiki gençlere “kuş kadar et bin ayıp örter” diye söylemek daha doğru olacak.
Öyle söyleyelim peki de; o bir dirhem etin örttüğü “ayıp” ne ola ki?

Burası siyasetten söz eden bir köşe olduğuna göre başka anlamlarını bir kenara bırakıp lafı fazla esnetmeden kendi yorumumuzla söyleyelim:
Bunu, aslında bir dirhem et “bin siyasi ayıbı örter “diye anlamakta yarar var.
Neden mi?
Halkımızın 11,9 milyonu resmi tespitlere göre yoksulsa, dört kişilik bir aile resmi kayıtlara göre sadece 767 liraya geçinmek zorunda bırakılmışsa, eti ancak bayramda varsıl bir komşusu gönderdiğinde yiyebiliyorsa bu durum, her seçimde kendisine refah vadeden siyasetçilerin ayıbı değil midir?
Bu bir dirhem et ile örtülebileceği söylenen ayıbın alt ayırımlarında insanımıza karşı yapılmış bin tane başka siyasi ayıp sıralanmakta değil midir?

-Onun nüfusunu arttırarak, daha çok yandaş seçmen yaratmak için çok çocuk yapmasını teşvik ederek, refahtan kendisine düşen payını daraltmak.
-Onu eğitimsiz bırakarak bilinçli bir seçmen olmasını engellemek,
-Onu hurafelere boğup bu dünya ile ilgili taleplerini kesmek,
-Onu işsizliğine yol açan politikalarla işsiz ve siyaseten güçsüz bırakmak,
-Onu saçma sapan televizyon programlarıyla gerçeklerinden uzaklaştırmak,
-Onu yurttaşlıktan uzaklaştırıp biat eder hale getirmek,
-Ona bu gün bir şeyler verir gibi yapıp aslında geleceğini borç altına sokmak,
Ve saire…. ve saire…
İşte böyle bin tane siyasi ayıp, şimdi bir dirhem eti “ramazanda ucuza yedireceğim” demekle örtülebilir mi?

Yedirin bakalım millete...
Tarım ve Köy işleri Bakanı Mehdi Eker, ramazanda et fiyatlarının artmaması için “gerekirse daha fazla ithalat yaparız” demiş.
Bakanın açıklamasında şunlar da var: İthalat yoluyla 16 bin ton kasaplık canlı hayvan ithalatı gerçekleştirdik ve bunların dağıtımını yaptık. Et Balık Kurumu marketlere, kasaplara karkas etin kilosunu 12 liraya veriyor.
50 bin tonluk daha ihale gerçekleşti. Bunlar da belirli aralıklarla geliyor.”

Bu hesaba göre tarım Bakanlığı bu güne kadar, 72,5 milyon ağız için 16 bin ton canlı hayvan ithalatı gerçekleştirmiş.
şimdi et fiyatları düştü mü çıktı mı tartışmaları yapılıyor.
Tutun ki birkaç kuruş düştü.
Bu miktar acaba bu memleketteki et fiyatlarını aşağı düşüren, insanların kursaklarına hatırı sayılır miktarda et sokabilen bir ölçü müdür yoksa “bir dirhem et”in “bin ayıp örtmesi” için beyhude bir gayret midir?
Oturun hesaplayın; 16 bin ton et eşittir on altı milyon kilo et ise, ve de bu memlekette yetmiş iki buçuk milyon nüfus varsa, adam başına düşen “canlı hayvan eti” sadece 220 gramdan ibarettir.
Hadi şöyle gözünüzün önüne gelsin diye daha somut söyleyelim:
Kanı akıp kemikler çıktıktan sonra helâlından en fazla beş tane köfte!

O da sadece bir seferlik.
Bu gün yedin, bir daha yok!
Ne dersin, yediğin beş köfteyle bunların sana yaptığı bin siyasi ayıp örtülebilir mi?
***
Bin siyasi ayıp, bir o kadar da politik yanlış:
Aynı Tarım Bakanlığından bir başka “köfte haberi”
“1 ağustos 2010 tarihinden itibaren hayvancılıkla ilgili girişimcilere sıfır faizli yatırım ve işletme kredisi verilmeye başlanmış.
Niye?
Arjantin’deki sığırların köküne kıran mı girdi yoksa aradaki şirketler mi battı?
Süt sığırcılığına, damızlık etçi sığır yetiştiriciliğine, koyun ve keçi yetiştiriciliğine, büyükbaş hayvan yetiştiriciliğine ve manda yetiştiriciliğine yedi yılda geri alınacak sıfır faizli kredi verilecekmiş.
Büyükbaş besi hayvancılığını kapsayan işletme kredisinde ise ülkenin et üretimini artırmak amaçlanıyormuş.
Tut ki bunları doğru amaçladın.
İnsanlar da havaya girip evini barkını ipotek ederek krediye sarıldılar; ahırları, ağılları yaptılar, damızlıkları aldılar hayvanları yetiştirmeye başladılar.
Tam ramazan geldi, dayanamadın insanlar bari ramazanda ucuza bir dirhem et yesinler de siyasi ayıplarımız örtülsün kısa görüşlülüğüyle tuttun Arjantinli besicilerin sığırlarını ithal ettirip piyasaya dayadın.
peki ne olacak?
Yerli besici sana ne diyecek?
Sen dışarıda daha ucuz diye Arjantinli besiciden sığır ithal edersen içerideki besici işi nasıl döndürecek?
Aldığı krediyi sıfır faizle de olsa nasıl geri ödeyecek?
Hem besici battı, hem onca para boşa gitti mi?

İyi düşün bakalım, beş köfteyle bu ayıplar ne kadar örtülür?