Allah bin bereket versin mi?


Bizde güzel bir gelenektir.
Bir işten para kazanınca “Allah bereket versin” denir.
Bu bir bakıma “Yaptığımız alışverişten memnunum, kazandırdığın para artsın, bana çok yarasın” demek gibi bir anlam taşır.
İçinde ciddi bir şükran duygusu da vardır.
Aynı tanrının çocukları olarak yunanlılar da kendi dillerinde öyle söylerler:
“
Ευχαριστώ τον ουρανό” (esharisto do norano)

Türkiye’deki bir yunan bankasının iştiraki olduğu bilinen “falan menkul değerler” şirketi, bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin denizcilikle ilgili bir “özel hukuk şirketi”nin yerli ya da uluslararası piyasada pazarlanmasını şu kadar para karşılığı yaparım demiş.
Yapmasın mı?
Müşteri velinimet.
Madem küreselleşme var, adama da gel çalış diyorsun.
Tabii ki burada çalışınca buradan kazanacak.
Çalış ama kazanma denebilir mi?
At binenin kılıç kuşananın.
En iyi sen bin, en iyi sen kazan.
Ha, iyi binerim demişsin de binememişsin, o senin sorunun.
Piyasa serbest...
Bu işi en iyi “beceren” parayı kapar.

***

Bedeli için “Hayır o kadar değil” denmediğine göre, bizimkiler bu iş için 150’ye anlaşmışlar.
Üstü, işin bitiminde belli olacakmış.
Diyelim ki iş oldu.
Adamlar parayı hak edip şirketin kasasına koyacaklar mı?
-“Koyacaklar.”
O Şirket elde ettiği kazançtan dolayı yıl sonunda patronu olan bankaya kar payını ödeyecek mi?
-“Ödeyecek.”
Menkul değerler şirketinin patronu olan yabancı banka, Türkiye’de elde ettiği kazançtan dolayı yıl sonunda memleketi olan Yunanistan’daki bankasına kar payı ödeyecek mi?
-“Ödeyecek”
Yunan bankası, Türkiye’deki işten dolayı kazandığı paradan yıl sonunda kendi ortaklarına kar payı dağıtacak mı?
-“Elbette dağıtacak”
Peki bu bankanın ortaklarından biri de Yunan Ortodoks Kilisesi mi?
-“Evet”
Kilise bu parayı alınca, bereket versin anlamında
“Ευχαριστώ τον ουρανό” (esharisto do norano) diyecek mi?
-Herhalde söyleyecekler; biz aynı tanrının çocukları değil miyiz!
Bunda bir gariplik var mı?
-Yok, neden olsun ki?

***

Buraya kadar tamam…
Peki Yunan Ortodoks Kilisesi bu kazandığı paralarla ne yapar dersiniz?

Cihan Haber Ajansının 23 Eylül 2010 tarihli haberine göre,
İlk defa ekonomik verileri kamuoyuyla paylaşan Yunanistan Kilisesi, zaman zaman “ekonomik skandallarla zarar gören itibarını” yeniden kazanmayı ve halkın ekonomik krizle artan tepkilerine karşı şeffaf bir duruş sergilemeyi amaçlıyormuş.
Kilise bu kez, sosyal yardım çalışmalarının yürütülebilmesi için 1 milyar 264 bin euro kaynak ayırmış. .

Önce bir bilgi: Batı trakyada müslüman nüfus çoğunluktadır.
Habere göre Kilise, Batı Trakya'daki hıristiyan ve müslüman nüfus arasındaki dengesizliği gidermek amacıyla, 3'üncü çocuğu yapan ailelere aylık 117 Euro ödenek veriyormuş.
Trakya'daki 3 çocuklu Hıristiyan ailelere verilen 117 Euro'luk ödeneğin bu bütçeye dahil olup olmadığı belirtilmiyormuş; ancak Dedeağaç, Gümülcine ve İskeçe illerinden oluşan Batı Trakya'da bu ödenekten yararlanan 2 bin 200 civarında aile olduğu tahmin ediliyormuş.

Gördünüz mü İstanbul’dan yola çıkacak bizim 150 bin dolar ve üzerinin dolaşa dolaşa sonunda “en az üç tane” teşviki yoluyla kimlere ve nasıl bir “çocuk bereketi” sağlamaya vesile olduğunu?