Sağlamlar iş bulamazken engelliler ne yapabilir?

 

Biliyor musunuz, Türkiye nüfusunun yüzde 12,29’u engelli yurttaşlarımızdan oluşuyor.
Bu rakamı duyunca önce ben de şaşırdım. Sonra TÜİK’in yani Türkiye İstatistik Kurumu’nun Internet sitesinde en son 2002 yılı itibariyle verilen rakamlara baktım, doğru.
Toplam engelli nüfus erkeklerde yüzde 11,10 iken bu oran kadınlarda 13,45’e yükseliyor.

Yine aynı istatistik verilerine göre bu engellilerin yüzde 78,29’u herhangi bir biçimde işgücüne katılmıyor. Yani çalışmıyor ya da çalıştırılamıyor.
Türkiye’de işsizliğin diz boyu olduğu bir dönemde sağlam insanlar iş bulamaz, bulanları işten çıkarılma korkusu taşır ve aldığı ücretle geçinemezken siz varın bu engelli yurttaşlarımızı ve onlara bakmakla yükümlü olan yakınlarının durumlarını düşünün.
Bu engellilerin bir kısmı da malul ve gazilerimizdir.
Böyle bir durumda ne yaparsınız?
Onlar şüphesiz bu duruma katlanmaktan başka çareleri olmadığı için katlanıyorlar, peki siz “diğerleri” olarak ne yapabilirsiniz? Biz ne yapabiliriz? Devlet ne yapmalı?
Anayasamız, “Devlet harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malul ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.
Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.” diyor.
Acaba bu hüküm ne kadar işe yarıyor?

4857 sayılı İş Kanununun 30. Maddesi, işyerlerine belirli oranlarda engelli çalıştırma zorunluluğu getirmiş.
Bu cümleden de anlaşılacağı üzere “çalıştırma zorunluluğu!” Gelir Vergisi Kanunumuz da 31. Maddesinde bu “çalıştırılan” engellilerin kazançlarının belirli bir kısmını vergi dışı tutuyor.
Yeterli mi?
Hayır değil tabii. Bir kere bu kazançlar üzerinden vergi dışı bırakılan kazançlar oldukça düşük. İkincisi, devlet özürlüye diyor ki, “Bak senin işe alınman için işverenleri zorluyorum, git bedenen çalış, ücretinden de daha az vergi keseyim” yani engelliyi işverene ceza zoruyla gönderiyor.
Acaba bu yaklaşım ne kadar doğru? İşçi işveren ilişkileri açısından ne kadar sempatik? Engelli çalıştırmayı ne kadar teşvik edici?

Toplam nüfusun yüzde 78,29’u bütün bunlara rağmen işgücüne katılamıyorsa acaba bu işi farklı bir yaklaşımla çözmek daha uygun değil mi? Sağlam insanlar bile kolay kolay iş bulamazken, bu kötü ekonomik koşullarda hayata tutunabilmeleri için öncelikle engellilerin iş bulmalarının sağlanması gerekmez mi?
Bizce bunun için yapılması gereken, engellilerin sadece bedenen çalışmaları halindeki ücret gelirlerinde değil, Gelir Vergisi kanunumuzun sınıflamasına göre yedi türlü kazançlarında da vergi istisnası uygulanmasıdır. Böylece bir engelli, oturduğu yerde serbest meslek kazancı da elde etse, kira, temettü (kar payı) geliri de elde etse bir biçimde bu kazançlarından diğerlerine göre daha düşük vergi ödemelidir.

Çünkü özürlü yurttaşların gelirleri zor elde edilmektedir malvarlıkları onlara herkesten daha fazla gerekli güvenceleridir. Vergi sonrası gelirleriyle yaptıkları bakım ve sağlık harcamaları yüksektir.

Diğer taraftan, engelliyi çalıştıracak olan işveren bunu bir kanuni zorunluluk olarak görmemeli, adeta çalıştırmaktan sağlayacağı avantaj dolayısıyla işine uygun engelli yurttaş arayışına girmelidir.

Unutulmasın, bu acil sorun 72 milyonluk Türkiye nüfusunda sadece 8.848.800 engelli yurttaşı doğrudan, dört kişilik aile hesabıyla 35.395.200 yurttaşı dolaylı olarak ilgilendirmektedir.

Not: Bu konuda 2002 yılında Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanmış bir makalemiz aşağıdadır:




Bedensel Özürlüler
Niye Üzülürler?

Bülent SOYLAN

Eskiden de var mıydı bilmiyorum. Bu milletvekili genel seçimlerinde kimi bedensel özürlü yurttaşların aday gösterilmesiyle onların sorunlarının Meclise taşınmasına gayret ediliyor.
Aslında Anayasamızda seçme ve seçilme hakkı kullanılırken bedensel bir sınırlama olmadığı düşünülürse bu gayretin çok önemli bir yenilik getirmediği anlaşılır.
Parlamentolar, yasama çalışmaları sırasında insanların topluma bedenleriyle değil kafalarıyla hizmet verdiği yerlerdir. Bu nedenle Meclisimizde kimi bedensel özürlülerin bulunmaları özel bir durum olmamalı. Doğal olmayanı belki de o yurttaşlarımızın kendi haklarını savunabilmeleri ve seslerini duyurabilmeleri için kendilerini Meclise girmek zorunda hissetmeleri.
Şimdi 3 Kasım seçimleri ile kamuoyu ve bazı siyasilerin dikkatini çeken bu konuda, ne yazık ki bu güne kadar ele alınmamış bir yön var. Eğer bu konuda gerçekten duyarlıysak, onlara bu özel durumlarında gösterişten uzak ve daha insancıl bir yasal düzenleme getirebiliriz.
* * *
Çoğumuzun bildiği gibi bizim 1475 Sayılı İş Kanunumuzun 25.maddesinde, 50'den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde, çalışan her 50 kişi için .... özürlü çalıştırma zorunluluğu vardır. Bu zorunluluğa uymayan işyerlerine, her ay ve her işçi için 293 milyon lira para cezası kesilir. Bizim anladığımıza göre burada, bedensel özürlü bir kişiye devlet eliyle destek olunmak istenmiş ve ona istihdam alanı açılmıştır. Yine bu kişiye, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunumuzun 31. maddesi ile, istihdam altında iken, özürünün derecesine göre ücretinden daha az vergi alınması sağlanmıştır.
Dikkat edilirse, burada bedensel özürlünün kollanabilmesi için kendisinin “bedenen çalışması” gibi bir koşul oluşmaktadır. Uygulamada işe gidip gelemeyen, özürü nedeniyle gittiği işe uyum sağlayamayan insanımızın bu destekten yararlanması mümkün olmadığı gibi, yasa hükmüne rağmen, para cezasına katlanılarak kendisine iş verilmediğinde de yine bir sonuca ulaşılamamaktadır. (Ocak 2002 rakamlarına göre kamu ve özel sektörde toplam 4.564.164 işçi vardır. Buna karşılık çalıştırılan özürlü sayısı 13 bin dolayındadır yani sayı binde 3' ten daha azdır.)
Şimdi oturup düşünelim Sağlam insanlarımızın bile bir koşmaca içinde işe gidip geldiği, çoğu kişinin iş saatlerinde minibüslerde ya da otobüslerde salkım saçak yolculuk ettiği bir ortamda, iş yerlerinde özürlülere hizmet verecek özel merdivenin ve tuvaletin olmadığı mekanlarda, özürlüye yardımcı olacak aparatların temin edilmediği iş yerlerinde bedenen çalışmak kolay mıdır?
Acaba o özürlü yurttaşlarımızı kollamak için onları ille de bu sıkıntıya sokmak bir zorunluluk mudur?
Acaba, bütün bu zor koşullara karşın işe alınmamışsa, işverenden kesilip devletin kasasına giren ceza ona ne sağlayacaktır?
İşveren özürlü çalıştırmayıp ceza ödemeyi kendisi için daha uygun buluyorsa bütün bu yasal düzenlemeler ne işe yarayacaktır?
* * *
Eğer özürlü yurttaşlarımızı üzmeden, onların çalışmalarını başkalarının istihdam konusundaki tercihine bırakmadan bir destek vermek istiyorsak, bunun pratik yolu onların sadece ücret gelirlerinde değil, mesleki ve ticari kazançlarında da -özürleri oranında- vergi istisnasından yararlandırılmalarıdır. Böyle bir çözümde, özürlüler sadece bedenen çalıştıklarında değil, tüm insanlar gibi her türlü kazançlarında korunmuş olacaklardır. Örneğin, bir ticari işletmenin sahibi ya da ortağı olduklarında, o özürlerinin fizik ve ruhsal baskısı altında kalmadan, pek çoğumuz gibi sadece ticari sezgi ve becerilerini kullanarak çalışacaklar ve herkesten daha az vergi ödeyecekleri ya da belirli sınırlar içinde hiç vergi ödemeyecekleri için rahatça hayatlarını kazanabileceklerdir.
Bu düzenlemeyi yapmak için herhalde bir özürlünün parlamentoya girmesini beklemek gerekmeyecektir.