Hani ameliyat başarılı ama hastayı kaybettik derler ya



Ekonomi Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan,
Ankara Sanayi Odasının (ASO) Abant'ta düzenlediği, Meslek Komiteleri Ortak Toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomik anlamda yaşanan “olumlu” gelişmelerin ülkedeki siyasi ve ekonomik istikrarın bir sonucu olduğunu, bunda sanayi çevresinin başarısı bulunduğunu söylemiş.

Çağlayan; Türkiye'nin, tarihinde ilk defa önüne 12 yıllık bir plan ve program koyduğunu, mali disiplin ve bütçe disiplininin Türkiye'yi çok sağlam bir zemin üzerinde tuttuğunu söylemiş.
Aman ne güzel değil mi?
Sonra ilave etmiş:
“Yalnız, şu cari açık konusu gündemde; gündemde olmaktan da öte ameliyat masasında” demiş.

Aynı haberde yukarıdakileri bir arada okuyunca, acaba dedim; haberi verenler Sayın Bakanın eski bir beyanatı ile yenisini mi karıştırmışlar?

Fakat haberin devamı, bu karışık anlatımın habercilerden değil Sayın Bakan’dan kaynaklandığını gösteriyor.

Bakın devamında ne diyor ekonomimizin başındaki Sayın Çağlayan:
Türkiye’nin ciddi enerji ithalatçısı olması bu cari açığın önemli bir etkeniymiş. Bu sene de 45-50 milyar dolar enerji ithalatı yapılacakmış. Enerji dışarıda bırakıldığında Türkiye’de ciddi bir cari açık sıkıntısı görünmüyormuş. (Türkiye’nin 2011 yılı cari açığının 80,8 milyar dolar olacağı hesaplanıyor)

Cari açık konusunda 6 sektörle ilgili olarak çalışmalarını tamamlamışlar.
Bunlar, demir-çelik, otomotiv, makine, tekstil, tarım ve gıda ile kimya sektörleri imiş.
Çağlayan, "Kimya sektöründe bugün elimizde PETKİM var. Türkiye'ye bugün en az 5 tane daha PETKİM lazım" demiş.

Hangisini anlatalım ki?

Nasıl olacağını anlayamadık ama, enerji dışarıda bırakıldığında ortada pek de bir cari açığın görünmeyeceği sözüne sevindik; Herhalde bütün otomobilleri, otobüsleri, kamyonları hatta vapurları seferden men ederseniz ne cari açık kalır ne de petrole ihtiyacımız.

Ardından, doğalgazı almazsanız kaloriferleri yakmayız; doğalgazla çalışan santralleri kapatır elektrikten tasarruf ederiz, haydi buradan da birazını kapattık diyelim.

Petrol ithal etmeyince zaten otomobil ithalatı da durur. Çeşme suyuyla çalışacak halleri yok ya!
Al sana enerji ithalatından toplam 45-50 milyar dolar tasarruf.
Bunlara para vermeyince düştü mü açığımız 35 milyar dolara.

Tekstile ne diyelim? Pamuğu, kumaşı ithal etmeyip “üstümüzdekilerle” birkaç sene idare ediversek ekonomiye önemli katkımız olmaz mı?

Tarım işi kolay, varsın Kemal Abi’nin tavukları ithal mısır yemesin, karpuzu erken yiyeceğiz diye İran’dan getirmenin anlamı da yok. 120 ülkeden yapılan diğer ithalat zaten teferruat…
Tohumluklar mı?
Ekmeyiveririz olur biter.

Yalnız dışarıdan kasaplık hayvan ithalinde bir sıkıntı olabilir; malum hükümet toptan et fiyatlarındaki yüzde 8’lik KDV’yi 1’e indirince halkımız daha çok et talep edecek.
Bence Sayın Çağlayan kararnameyi imzalarken bu ayrıntıyı gözden kaçırmış.

Sayın Bakan, kimya sektörü için de “elimizde bir tek Petkim var, Türkiye’ye en az beş Petkim daha lazım” diyor.
Malum, o elimizdeki Petkim’in yüzde 51’ini blok olarak
Socar&Turcas’a, yüzde 38,68 ini de Borsa’da kim bilir kimlere satmıştık ya, Özelleştirme İdaresi şimdi geri kalan yüzde 10,32’sini pazarlamak için karar bekliyor.

Bu Petkimler bize pek yaramadığına, eldekini de “devlet fabrika işletmez” deyip sattığımıza göre peki bizim nasıl beş Petkim’imiz daha olacak?
Devlet önce kendi parasıyla beş tane daha yapıp sonra özel sektöre mi satacak? Yoksa Petkim’in yeni sahiplerine rica edip hadi beş tanesini de siz kurun şu işimizi görelim mi diyeceğiz?

Ne dersiniz?
Hasta bu ameliyattan sağ çıkabilir mi?