'Üfe', 'tüfe'nin sekiz puan önünde gidiyorsa yarın ne olur?


Yakından ilgili olduğumuz iki enflasyon tanımı var: Yİ-ÜFE ve TÜFE…
Bunlardan Yİ-ÜFE, Yurt içi üretici fiyat endeksi anlamında,
TÜFE de tüketici fiyat endeksi.

Daha basit anlatımla; Yİ-ÜFE, biz tüketiciler için mal ve hizmet üretenlerin kendi maliyetlerindeki artışı, TÜFE ise tüketicilerin çarşıdaki pazardaki malı kaça bulabildiklerini gösteriyor.

Yani biri üreticinin, diğeri tüketicinin karşı karşıya olduğu fiyatlar…
Açıklanan Mayıs-2018 rakamlarına göre geçen yılın mayısından bu yılın mayısına kadar olan dönemde tüketicilerin çarşıda pazarda gördükleri fiyatlar yüzde 12,15 oranında artmışken bunları üretenlerin kendilerine olan maliyetleri yüzde 20,16 artmış.
Peki bu ne demek?

1.
Birincisi, halkımız satın aldığı mallara geçen mayıs ayına göre bu mayısta ortalama yüzde 12,15 fazla para ödüyor.
Yani hayatları ortalama bu kadar pahalılaşmış.
Pahalılaşmış da ne olmuş diye düşündüğümüzde de iki yönü var işin:
Birincisi, ben tüketimimden vazgeçmem, yine aynı malları alır, yer içerim, giyerim dediğinde artık daha fazla para ödemesi gerekiyor. Bunu da, kenarda köşede parası varsa oradan karşılıyor.
Yoksa tabii ki borçlanarak…
İkinci olasılık, ki bu daha çok sabit gelirliler için geçerli; yine kendi içinde iki yöne ayrılıyor:
Ya aldığı ücret en azından bu kadar zamlanmıştır, rahatlıkla alışverişine devam edecektir; ya da geliri örneğin yüzde 6 artmış ama piyasadaki fiyatlar 12,15 artmışsa, bu artışın ancak yarısını karşılayabildiği için ya borçlanacak, ya daha az tüketmeye, daha az yemeye içmeye katlanacaktır.
Bunu söylerken kıyaslamayı daha basitleştirmek için tabii ki kullanılan ürünlerin kalitesinin hep aynı olduğunu kabul ettik. Oysa uygulamada bir yol daha var: para yetmeyince kaliteli maldan değeri düşük mala, daha ucuzuna kaymak. Örneğin, kıyma alacak ise “halk günü”nü beklemek, semt pazarına sabahtan değil de akşam üzeri çıkmak, daha ucuz eve taşınmak gibi…

2.
Yİ-ÜFE ile TÜFE arasındaki fark mayıs 2018’deki rakamlara göre son bir yılda (%20.16-12,15=) 8,01 açılmış. Yani üretici malı artık yüzde 20,16 daha pahalıya mal ediyor ama piyasa daha fazlasını kaldıramadığı için bunu aynen yansıtamıyor ve yaptığı işini, kazancından vazgeçerek sürdürmeye çalışıyor.
Bunun sonucu nedir?
Bunun sonucu,
1)Eski kazancını sürdüremediği için sermayesi küçülür, dükkanı kapatır,
2)Bu fiyatlar beni kurtarmıyor der, fiyatları biraz daha arttıracak biçimde piyasayı zorlar.
Buradan da belli ki; Yİ-ÜFE ile TÜFE arasındaki fark ne kadar açıksa, önümüzdeki dönemlerde TÜFE yani tüketicinin fiyatları o kadar artma potansiyeline sahiptir.

3.
Türkiye, ithalatı ihracatından daha fazla olan bir ülkedir. Halkın kullandığı pek çok mal, hammadde, enerji vb. yurt dışından gelir. Bunun yanı sıra, iç piyasada üretilen pek çok ürünün bünyesinde dışarıya ödenen isim hakkı, know-how gibi ödemeler vardır.
Kolayca denilebilir ki; bizim kullandığımız her türlü mal ve hizmetin fiyatı, sonunda döviz kurlarına bağlı olarak da değişir.
Peki, bu değişikliğin yönü ve ölçüsü konusunda bir fikir yürütülebilir mi?
Tabii…

Bu mantığa göre, ülkede döviz yükseliyorsa, buna bağlı olarak Yİ-ÜFE de TÜFE de artacak, azalıyorsa onlar da azalacaktır.
Dönüp son bir yıla baktığımızda döviz (dolar) yüzde 31 oranında artarken Yİ-ÜFE yüzde 20,16 artmış.
Buradan çok kaba bir kıyaslama yaparsak, döviz artışları ile piyasa fiyat artışları arasında yaklaşık 2/3 oranında bir ilişki var.
Yani?
Döviz üç artarsa, piyasadaki fiyatlar 2 artıyor.
Türkiye’de döviz şu dönemde oldukça hareketli ve yükselmemesi için TCMB sıkı bir baskı uyguluyor, değişik enstrümanlarla talebi düşürmeye çalışıyor.
Dolayısıyla bu durum bizim dövizden çok etkilenen Yİ-ÜFE’mizi de etkiliyor ve nisbeten düşük çıkmasına yol açıyor.
Bu durum ne kadar devam eder?
Döviz tamamen serbest kalırsa fiyatlar ne kadar değişir?
Bu şimdiden pek kestirilemez ama, enflasyon verileri değerlendirilirken açık bir gerçek olan dövize baskı/enflasyon ilişkisi de mutlaka göz önünde tutulmalı.